Canlı Destek
Kimler Sitede
Şu anda 2 konuk çevrimiçi






![]() | Bugün Gezenler | 67 |
![]() | Dün Gezenler | 86 |
![]() | Bu Hafta Gezenler | 67 |
![]() | Bu Ay Gezenler | 486 |
![]() | Tüm Görenler | 51711 |
Müzik Kutusu
Anasayfa
Yepelekten Kayarcık Panoroması...
PerÅŸembe, 22 Ocak 2009 00:00
 Köyüm;zamanın yerleÅŸim ÅŸartlarına uzak bir öngörüyle sırtını Güneye bakan Yepelek Dağına yaslayarak,coÄŸrafyanın sert Poyrazına karşı kendine doÄŸal bir koruma saÄŸlamış,kışın nadiren kendini gösteren altın deÄŸerindeki güneÅŸinden en iyi ÅŸekilde istifade etmekte,doÄŸal afetlerin kolayca etki altına alamayacağı,tarım arazilerine tepeden bakan hakim bir noktaya 14 hane olarak kurulmuÅŸtur.                                                                           Â
          Köyümüz kuruluş yıllarından itibaren;savaşlardan,ayaklanmalardan,ağa baskılarından kaçanların ve Anadolu’daki göçebe hayatında etkisiyle, yeri konumu dolayısıyla, insanlar için cazibe merkezi haline gelerek nüfusu hızla artmıştır.
Diğer komşu köylere göç için adeta bir sıçrama tahtası olarak kullanılmıştır.          Köyümüz kuruluş yıllarından itibaren;savaşlardan,ayaklanmalardan,ağa baskılarından kaçanların ve Anadolu’daki göçebe hayatında etkisiyle, yeri konumu dolayısıyla, insanlar için cazibe merkezi haline gelerek nüfusu hızla artmıştır.
        Cumhuriyetten önce köyümüze eğitim öğretim veren mektep açılmıştır.Cumhuriyetin ilk yıllarında da hak ettiği değer verilmiş,yedi köyün bağlı olduğu bir yerinden yönetim merkezi haline gelmiştir.
        Zamanla köyün su kaynakları;hem kuraklığa,hem de artan nüfus sayısına bağlı olarak yetersiz kaldığından,üç dört yerden köye içme suyu getirilmeye çalışılmış fakat zamanın çapsız,plansız,öngörüden uzak bürokrat ve yönetici konumundaki şahısları yüzünden tam anlamıyla verim sağlanamamıştır.
        Sosyal yapımız ile birlikte kültürel yapımızın şekillenmesinde yukarıda da bahsettiğim dışardan gelen göçler çok büyük etken olmuştur.Bizim kültürümüzde misafirlere karşı hoşgörü,sahiplenme,yardım elini uzatma vardır.Bizim kültürümüzde misafirlere ve tüm insanlara yapılan haksızlık karşısında durmak vardır.Haklının hakkını teslim etmek vardır.Zulme,zalime karşı diklenme, inat vardır.
        Sosyal dokumuz benim kanaatimce;köyümüzde İmparatorluk döneminde yaşamış tüm etnik grupların olduğudur.Köyümüz bu etnik grupları hiçbir zaman sorun etmemiş,tam tersine engin hoşgörü ve sevgi potasında eritip insana hak ettiği tüm evrensel değerleri yükleyerek,Kayarcık’lı kültürünü yaratmıştır.
        Köyümüzün temel gelir kaynakları hayvancılık,tarım ve mevsimlik inşaat işçiliğidir.Türkiye genelinde olduğu gibi Köyümüzde de tarım sektörünü 1991 öncesi ve sonrası diye ikiye ayrılması kanaatindeyim çünkü Amerika Birleşik Devletinin,Irak’a atmış olduğu ilk bomba Türk tarımına atılan bombaydı.Bu tespitime gelince;ben o yıllarda 20 yaşlarında piyasadaki arz talep dengesini az çok hissedip gözlemleyecek bilgi sahibi idim.Köyün hasat mevsimi Temmuz,Ağustos aylarıdır.Bu aylarda eskiden köyümüzün alt tarafında Harman Yeri diye bir bölge vardı.Köylümüzün hasadını yaptığı;nohut,fasulye, ekinler toplanır ve ürünler satışa hazır hale getirilirdi.
       Hasat mevsiminin başlamasıyla birlikte Köyün içine, Harman Yerine tüccarlar, Develiler üşüşürler, ellerinde özel siparişleri şinikleri ile ev ev dolaşır,harman yerinde ise kışın çula çaputa borçlandırılan vatandaşlarımızın ürünlerini kamyonlarına yükledikleri gibi giderlerdi.Borcu olmayan çok az kişide ürününü harman yerinden evine döker, tüccarlarla pazarlık yapmanın keyfini çıkarırdı.Tarımsal ürünlere o kadar fazla bir talep vardı ki;tüccarlar köylümüzden ürünlerini alabilmek için çoğu zaman eş dost,hatır gönül işini devreye sokarlardı.
       Hasat mevsimi Kayarcık’lı için yoğun ve yorucu geçse de herkesin yüzü güler,keyifleri yerinde olurdu,çünkü bu mevsimde insanlarımız alın teri emeklerinin karşılığını alırlardı.
       Köyümüzde hayvancılıkta tarıma bağlı olarak aynı nedenlerden dolayı gerilemiştir.Bundan on beş yirmi yıl önceleri beş altı evde koyun ve keçi sürüsü vardı,bunların sayıları da yaklaşık iki üç bini bulurdu.Şu anda ise binler yüz oldu,yüzler on oldu.Küçükbaş hayvancılık yok olma aşamasına geldi.Millet hayvanlarını satamaz,satsada parasını alamaz hale geldi.Bu buhranın en önemli sebepleri arasında; ihracatımız içinde en büyük kalemlere sahip ve aynı zamanda toplumun çok büyük bir bölümünü yakından ilgilendiren tarım ve hayvancılık sektörüne olan talep, Irak devletinin işgali ile fiilen durma noktasına gelmiştir.Bunun sonucu da Ülkemize,Köyümüze üretmeme,ürettiğini satamama olarak yansımıştır.Namus,ana,baba,ata gibi gördükleri topraklarını ekip biçmek,sahiplenmek zulüm olmaya,işkence halini almaya başladı.
     Bir gün Ağamla evde sohbet ederken dedim ki Ağa ekme artık şu tarlaları;eksen zarar ediyorsun,satsan zarar ediyorsun yada satamıyorsun elinde kalıyor dedim.Ağamda bana ‘’he ………. Ekmeyeyim de köylü anama avradıma sövsün,bir tarlayı da ekemedi desinler’’diyerek bağırmıştı.
     Şunu demek istiyor:İnsanlar artık tarlasını geçimini sağlamak için değil de haysiyetine onuruna laf getirmemek için eker hale geldi.
     İzinlerimin tamamını köyde kullanırım.Sık sık benden yaşça büyük insanlarla oturur onların sohbetlerine kulak misafiri olurum.’’Nerede o eski günler, nerede o eski ağız tadı’’ terennümünü her sohbette duyarım.
     Ve kendime hep şunu sorarım.
     Toprağa ümidini,hayellerini,geleceğini,emeğini katıpta karşılığında kapkara bir hiç almak nasıl bir duygu?
     Bu durum bir kader mi?
     Soran,soruşturan,sorgulayan bir toplum olmadığımız sürece,
     Evet,bu duruma kader der kendi kendimizi teselli ederiz,amma…
     Bu duruma;Yepelek razı olmuyor.Kabaktepe razı olmuyor,Hacıhaydar razı olmuyor…
Son Güncelleme (Pazartesi, 17 Mayıs 2010 11:08)





okey oyna